Ihsan KüçükTürk Tarihi, Türk Milletinin tarih sahnesine çıktığı ilk günden beri insanlık tarihine yön vermiş birçok lider çıkarmıştır. Bu liderler ki dünyanın yoğrulmasında ve şekillenmesinde rol almış ve tarihin seyrini değiştirmiş, güç ve kudreti ellerinde tutmuş. Türk Milletinin şanını şöhretini daima ön planda tutarak, tarihe imza atmışlardır.

 

Tarihe imza atmak kolay bir iş değildir. Bunun için maldan, mülkten, unvandan ve sahip olduğun her şeyden gerektiği zaman vazgeçmeyi bilmek lazım. Düşünün ki, bir makam sahibisin onu bırakmak,malından mülkünden vazgeçmek zorunda kalıyorsun ve kuru bir ekmeğe talip oluyorsun. Etrafında korumaların kol gezdiği bir makamdasın her şeyden vazgeçip can derdine düşüyorsun. İşte dünya tarihinde az olan bu örneklerden bizde her
zaman hazır kuvvet var.

 

Bunların içinde bir yiğit var ki…

 

Sanki özel saklanmış ve 1919 tarihine kadar korunmuş ve Türk Milletinin kurtarıcısı olarak hazırlanmış…

 

Çünkü Çanakkale’de göğsündeki saat onu korumasaydı…

 

Çanakkale’de şehit olan 250 bin kişinin arasından sıyrılmasaydı…

 

Trablusgarp’ta, Balkanlarda ve Osmanlının zor anlarında başına bir olay gelmeden çıkmasaydı 1919 günü akşamına kadar…

 

Amasya’da, Sivas’ta, Erzurum’da başına bir iş gelseydi…

 

Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de başarısız olsaydı…

 

Tarih sadece Mustafa Kemal isminde sıradan bir kahramandan bahsedecekti…

 

Fakat Samsun’da açan bir güneş Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Projesinin onaya sunulduğu ve çizildiği bir olaya tanık oluyordu. Öyle bir güneş ki tüm Anadolu’yu kollarının arasına alarak, kollayarak, koruyarak o güneşin ışıklarının bu günlere yansımasına sebep oluyordu.

 

Anadolu onun etrafında kenetlenmişti…

 

Bu kenetlenme İtalyanları, Fransızları ve akabinde Yunanlıları geldiklerine geleceklerine bin pişman etmiş ve Dolmabahçe önünde dendiği gibi “Geldikleri gibi gitmişlerdi”.

 

Zaman çalışma zamanıydı. İmar zamanıydı. Koşma zamanıydı. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşma zamanıydı.

 

İşte Mustafa Kemal Atatürk bütün bunları canı, kanı, malı pahasına yaptıktan sonra durmak bilmedi. “Ben milletin hizmetindeyim.” diyerek ta 10 Kasım 1938 sabahına kadar büyük bir enerjiyle çalıştı çabaladı. Koştu, koşturdu. Hep en önde oldu. Rehber oldu. Yol gösterdi. Bugünlere işaret ederek Türkiye Cumhuriyetini geleceğimiz olan Türk Gençliğine emanet ederek gitti.

 

Ancak o da her canlı gibi doğacak, büyüyecek ve ölecekti. Önemli olan yaşadığı müddetçe yaptıklarıydı; eserleriydi. Bizlere düşen yaptıklarını korumak, kollamak, yapacağımız işlerde ise aynı hızla hedeflere ulaşmak için gayret etmemizdir.

 

Sağlık ve esenlikle…