Başyazı


Ihsan KüçükBilindiği gibi Ülke çapında 210 okulda olduğu gibi İstanbul’da 12 okulla birlikte okulumuzda da YENİ PROĞRAMLARIN uygulanışı devam ediyor. Uygulanış İlk önce okulumuzda 3 yıl önce başladı ve başarılı bir şekilde uygulama devam etmektedir.Okulumuzun MLO olması Proğramların uygulanmasına büyük bir zemin hazırlamaktadır.Proğramın uygulanışı esnasında Bakanlığımız ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünden inanılmaz bir destek alınmaktadır.Proğramlar konu konu irdelenmekte ve eksik aksaklıklar yorumlanmaktadır.

Çevremizdeki birçok okuldan bir adım önde yürüyoruz ama bunun avantaj ve dezavantajlarını iyi görüyoruz.Uygulanan proğramla birlikte hızımıza hız katıyoruz.Yeni proğramlarla birlikte öğrenciler etkinlik ve görsellikle tanıştı.Artık Öğrenciler her olayı bir deney olarak görüyor olayı ve dersleri yaşıyor sonuca gidiyor.Sanaldan göeselliğe doğru hızlı bir akış başladı.

Biz de bu olayı hemen görerek okulumuzun üst katında dokuz adet laboratuvar;

(Fen ve Teknoloji-Türkçe-Matematik-Görsel Sanatlar-Müzik-Resim-Sosyal Bilgiler-Bilgisayar, İngilizce)

İçin kolları sıvadık ve alt yapısını hazırladık.Şimdi Öğretmenlerimiz mevcut yerleri çalıştırmak için gereğini yapıyorlar.Biz bunları görürken Bakanlığımızdan bir yazı aldık Yazıda tüm okullar BRANŞ DERSLİKLERİ açmak için çalışmaya girsin deniliyordu.Biz 6 ay önce bu gerçeği görüyor ve yola çıkıyorduk.Böylece herkezden 6 ay öndeydik.

Değeli velilerimiz öğrencilerimiz emin ellerde …Çalışıyor ve uğraşıyoruz.Başarımız herk geçen yıldan daha iyi olmalı diye düşünüyoruz.Öğrencilerimizi okulda olduğu gibi dersanelerde bile giderek durumlarını öğrenmeye çalışıyoruz.Başarılarını arttırmak için tüm gayretimizi harcıyoruz.

Bu arada özellikle 7.sınıfların tedirginliğinin olmaması gerekir.Velilerin olumsuz yaklaşımları öğrencilerimizin performansını olumsuz etkiliyor.Bu öğrencilerimiz Anadolu Lisesi sınavlarına girerken sorulacak sorulacak Ortak Konulardan sorulacaktır.Yani herkezin gördüğü konulardan.O halde tedirgin olacak hiç bir durum yok.Bizim öğrencilerimiz konuyu öğrenirken Konuyu Laboratuvar ortamında görerek öğrenirken diğerleri kafalarında canlandırarak öğrenecek.

Görenle görmeyenin farkı yarın daha iyi anlaşılacak.

Şunu iyi bilelim ki Şu an okulumuzda uygulanan Proğramlar AB Normlarına uygun Görsel-İşitsel – Fazla bilgi yüklemeden gerekeni öğrenen uygulayan çevre şartlarını çok iyi kullanan öğrendiğinden yaşantısında çok iyi yararlanan ve başarısını çevreye hemen gösteren nota bağlı değil başarısını sunduğu an karşılığını alan öğrenciler yetiştirmektedir.Yani susmayan-bastırılmayan-yerinde eleştiren -hakkını arayan ve bilgisini sunan karşılığını alan bireyler.

Daha özgür ve başarılı bireyler.

Yarınlarımız inşallah daha güzel olacak..

Sağlık ve esenlikle………………..

Reklamlar

Ihsan Küçük

Güle Güle Çocuklar

İnsanoğlu bazen teşekkür etmek için geç kalıyor ve Teşekkürün rüzgarı geçtiği İçin değeri kalmıyor.Teşekkür en güzel koku gibidir.Güzel kokular, kaçmadan, değerini yitirmeden sürülünce fark edilir.Ben de çok aceleciyim.Hemen Teşekkür etme ihtiyacını gördüm.Neden mi. 16.06.2006 Cuma günü sabahtan akşama kadar çok güzel bir birliktelik, paylaşım, dostluk, kardeşlik, yardımseverlik, karşılıksız hizmet ve sonunda da mükemmel bir gece yaşadım ve gördüm…İnsanın tadabildiği en güzel duygular. Menfaate dayanmayan, sadece sevgi ve saygı ortamının birer eseri. Sağolun öğretmenim…

 

Aranızda olduğum için çok mutluyum.

 

Hatırlarmısınız pencereden atılan kurdeleleri nasıl tuttuğunuzu.

 

Hatırlarmısın tellere tırmanıp da oldu mu diye bağırmayı…

 

Hatırlarmısın benim yapacağım başka bir şey yok mu demenizi…

 

Sağ olasın öğretmenim…

 

Okulun başarısından dolayı sizlerle övünüyordum ..şimdi sizlerle aynı zamanda gurur duyuyorum.Sağolasın Öğretmenim….

 

Muhteşem bir Mezuniyet gecesi geçirdik.

 

Okul Bahçesi tıka basa dolu….Aile birliğinden arkadaşlarım tedirgin..Acabalar var..Ama ben hiçbir aksaklığın olmadığını Öğretmenlerin ve aile birliği görevlilerinin tam teşekküllü olarak koşuşturduğunu ve herkesin verilen işi en güzel şekilde yaptıklarını görüyorum.Bahçe tasarımı çok güzel konulan her taş, ortamı biraz daha güzelleştiriyor.İnsan bu, her şeye nasıl da hakim..nasılda becerikli… hele eğiten öğreten kişiler dört elle buna sarılırsa…Bahçeye gelen ilk öğrencileri görüyorum..Şaşkınlıklar,harika olağanüstü sesleri..Yorgunluğumuz gidiyor ve herkes birbirinin yüzüne bakıyor.Anlatılmak istenenler birer bakışla sergileniyor.Söze ne hacet.Sözün bittiği yer bu an….Veliler bahçeyi dolduruyor..Herkes intizamı ve simetriği korumak için oturduğu yerden kıpırdamıyorlar bile … yukarıdan seyrediyoruz.. kuşbakışı… Çocuklarımız için ne yapsak az diyoruz…zamanın durduğu an 6.30 tamam diyoruz. proğram başlıyor ve tarihin derinliklerinden bir sesler mehter arka kapıdan gürleyerek semayı dolduruyor. herkes alkışlıyor ve eşlik ediyor.Çocuklar çok sevinçli değişiklik ve onlar için yapılanlar onları gurulandırıyorBen de sizin için ne yapsak azdır diye mırıldanıyorum .Sizler geleceğimizsiniz.diyoruz Ve arkasından velilere 8 yıl önce bize verdiğiniz emanetleri şimdi size dolu dolu bilgiyle yükleyerek veriyoruz onlara gözbebeklerimiz gibi baktık aman onların kıymetini iyi bilin diye seslenirken onları mezun etmenin sevincini ancak onlardan ayrılmanın burukluğunu birlikte teneffüs ediyoruz diyerek konuşmaya başlıyoruz.Sonra Belediye başkanı sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü sesleniyorlar

 

Müdür Yardımcıları ve dostlarımızla zaman zaman göz gözeyiz.Konuşmuyoruz ama gözlerimiz birbirini gördüğü an kitaplar dolusu güzel duyguları ve memnuniyeti birbirine anlatıyor gibi…..

 

Bahçede herkes nefesini tutmuşken öğrencilerimizin seronomisi karanfilli geçişleri ve merdivenlerde üzerlerine atılan konfetiler ile yukardan aşağı akan ışıklı aydınlatıcılar ortalığı çığlıklara,sevinçlere ve güzelliklere boğuyor.

 

Yine proğram bitiminde arkadaşlarımın velilerin ve öğrencilerin bahçeyi temizlemek için gayretleri çok güzeldi…

 

Sağ olasın öğretmenim…hep birlikte öğrencilerimize çok güzel bir ortam sağladığımız için…Biz olmayı herkese ispat ettiğimiz için… teşekkürler herkeze güzel örnek olduğumuz için…sayenizde çok güzel sözler işittik.Duygulandık….

 

Ve güle güle öğrencilerimiz.. sizlere karşı bu gün olduğu gibi.. tüm arkadaşlarım ellerinden geleni yaptığına inanıyorum..Uğurlar ola …sizleri unutmayacağız……

 

Sağlık ve esenlikle…

Ihsan KüçükNisan ayıyla birlikte sınavlara hazırlanan ve okul proğramlarına devam eden öğrencilerde ders çalışma isteksizliği oluşur. Bahar aylarında derslere karşı görülen isteksizlik spora,gezmeye ve benzer aktivitelere karşı tam anlamıyla ters orantılı bir istek oluşturur.Buralarda harcanan enerji ders çalışmada sıkıntı oluşturur.

 

Bu günlerde sınavlara hazırlanan adayları bahar rehavetine kapılma tehlikesi bekliyor. Sıcak hava ve güneşli günler öğrencinin kapalı mekânlardan uzaklaşma isteğini artıyor. Öğrenciler odalarına kapanıp ders çalışmak yerine açık havada dolaşmayı, arkadaşlarıyla birlikte olmayı tercih ederler.

 

Sınavlara hazırlanan 2,5 milyondan fazla öğrenciyi bahar ayları, oyun, gezme, eğlenme veya ders çalışma arasında tercih yapmak zorunda bırakıyor. Öğrencinin başarılı olması ise her şeye rağmen ders çalışmayı bırakmamasına bağlı. Öğrenciler çeşitli motivasyon yöntemleriyle kendilerini bu tehlikeden koruyabilirler. Kişi niçin sınava hazırlandığını ve neleri kazanmak istediğini bir kez daha gözden geçirmelidir. “Bir tarafta kendi okulu,diğer taraftan hazırlandığı okullar,yine diğer tarafta dışarıdaki havanın güzelliği” arasındaki seçim öğrencinin geleceğini belirleyecektir. Büyük başarılar ancak fedakârlıklarla gerçekleşir. Bu günlerin oluşturduğu rahatlığı yenemeyenler yarının gelmesinden endişe duyacaklardır.Anlık güzellikler geçicidir.Önemli olan devamlı güzelliklerdir.

 

Sınavda başarılı olmanın yolu yarışı son ana kadar bırakmayarak yarıştan kopmaların artığı bir dönemde daha fazla çalışmaktan geçmektedir. Başarılı olmayı hedefleyen her öğrencinin isteklerinden, zevklerinden, uykusundan ve çeşitli sosyal aktivitelerinden bir süre fedakârlık yapması gerekir. Kendini kontrol etmeyi başaramayan insanların,hayatı kontrol altına alıp başarılı olmalarını beklemek yanlıştır. Hayat başarısı kişinin kendi gücünü amaçları doğrultusunda kullanmasına bağlıdır. Sınava girecek öğrenciler de kendisini ders çalışmaktan alıkoyan her şeye direnerek yani her şeye rağmen ders çalışarak başarılı olacağını unutmamalıdır.

 

Bütün bunları yapan insanlar sınav sonunda “keşke”lerle uğraşmadan sonucu ne olursa olsun anne-baba ve öğretmenlerine ben elimden geleni yaptım derken dik duran öğrenci olacaktır.Ezilmeden büzülmeden konuşan öğrenci olacaktır.Zaten keşkeye sığınmadan,ezilip büzülmeden konuşan,dik duran öğrenci başarıyı hakkeden ve amacına ulaşan öğrenci olacaktır

 

Sevgili öğrenciler enerjinizi başarıya dönüştürecek davranışların peşinde olun…

 

Sizlere gelecekte güzel yerlerde görmek istiyoruz,umuyoruz ve takip ediyoruz…

 

Başarılar dileğimizle…………………..

 

 

 

Sağlık ve esenlikle…

Ihsan Küçük İSTİKLÂL MARŞIMIZIN ANLAM ve ÖNEMİ

İstiklâl Marşı’nın yazıldığı tarihte Anadolu’nun birçok şehri işgal altındaydı. Muazzam bir devleti dört yıl gibi kısa bir sürede kaybeden Türk milletinin bağımsızlığı tehlikedeydi. Mehmet Âkif’in İstiklâl Marşı’nı yazması kolay olmamıştır. Bu güçlük, şairin sanatçılığı yönünden değildi. Şairi bu marşı yazmak tan alıkoyan sebep, bunun için para mükafatının konmuş olmasıydı. Türk milletinin istiklâl ve vatanseverliğini para karşılığında anlatmak ve yazmak ona ters geliyordu. Bu yüzden açılan yarışmaya katılmadı. Yarışmaya yüzlerce şiir gelmesine rağmen bunların hiçbiri beğenilmedi. Zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver istenilen marşın yazılamadığı kanaatindeydi. Ona göre bu marşı ancak M.Âkif yazabilirdi. Para ödülünün kaldırıldığını söyleyerek marşı yazmasını rica etti. 724 eser arasından seçilen 7 şiir Büyük Millet Meclisi’nde okundu ve Âkif’in şiiri arka arkaya üç defa okunarak ve ayakta alkışlanarak kabul edildi. Burada İstiklâl Marşı’nın belirtilmesi gereken bir yönü de gerek söz, gerekse şiir kalitesi bakımından yeryüzündeki millî marşların hiçbiriyle ölçülemeyecek kadar üstün ve zengin mânalı bir şiir olmasıdır. Bu marş, Türk milleti gibi dünyaya hâkim olmuş bir milletin bir gün istiklâlini kurtarmak zoru nda kalışındaki çelişkiyi de dile getirmektedir. Mehmet Âkif, bütün şiirlerinde sosyal konulara yer veren, söylediklerini gerçekten duyan bir şairdir. İstiklâl Savaşı’na katılanların duygu ve inançlarına bizzat sahip olduğu için onlara en iyi şekilde tercüman olmuştur. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın mısraları gelecekten ümidini kesmediğini ve Allah’ın Türk milletine göstereceği mutlu günlere olan inancını gösterir. Bu mısralarda ifade edilen inanç sayesinde Türk Milletinin morali yükselmiş ve zaferin kazanılmasında katkısı büyük olmuştur. İstiklâl Savaşı Türk milletinin ölüm kalım savaşıdır. Böyle yıllarda milletler kendilerini yaşatan temel değerlerin farkına varırlar. Vatan, millet, hürriyet, bağımsızlık ve din gibi kavramların önemi barış ortamlarında pek anlaşılmaz. Hatta onları umursamayanlar bile vardır. Milleti ölümle burunu buruna getiren savaşlar bu değerlerin ne mana ifade ettiğini anlamalarına yol açarlar. Bunlar öyle kuvvetli kavramlar haline gelir ki onlar olmadan yaşanamaz. Bundan dolayıdır ki millet onlar uğruna ölümü göze alır.

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O, benim milletimin yıldızıdır, parlayacak,

O, benimdir; o, benim milletimindir ancak!

Bu kıtada söz konusu olan “al sancak”tır. Al sancak Türk milletinin sembolüdür. Türk bayrağının al rengi, şairde alevi çağrıştırır. Türk milletinden bir aile yaşamaya devam ettiği müddetçe bu bayrağın alevi bu şafaklarda sönmeyecektir. Gökteki yıldıza kimsenin elini dokunduramayacağı gibi Türk milletinin yıldızı olan bayrağa da kimse el süremez. Bayrak için “o, benim milletimindir” diyerek onu sahiplenir.

Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…

Hakkıdır, Hakka tapan milletimin istiklâl!

Bu mısralarda Türk bayrağını kendisini kıskanan sevgiliye benzetir. Yurdumuzu işgal eden Yunanlılar’ın, Fransızlar’ın, İngilizleri’in bayraklarının varlığı Türk bayrağını üzmüş ve kaşlarını çatmasına yol açmıştır. Şair bunun askerin moralini bozacağını düşünerek ondan kaşlarını çatmaması gerektiğini, başka bayrakların oluşuna kendi rızasının olmadığını anlatmaya çalışır. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl mısraında “Hak” kelimesi birkaç anlamda kullanılmıştır. Bunlardan biri Allah, diğeri adalettir. Âkif bu sözleriyle istiklâl ve hak kavramı arasında ilgi kurar. Allah’a ve adalete inanan Türk milletinin ebediyyen bağımsız yaşama hakkına sahip olduğunu düşünür.

Mehmet Akif söz ve mana bakımından mükemmel bir “İstiklal Marşı” yazmış olup bunu Türk Milletine armağan etmiştir.Marşın yazıldığı zaman maddi olarak çok zor durumda olmasına rağmen ki;soğuk havalarda evde bulunan bir paltoyu arkadaşıyla nöbetleşe giyebilecek kadar zorda olan bir insan karşılığında verilen parayı almamış ve bu marşı da Türk Milletine armağan ettiğinden “Safahat”adlı şiir kitabına almamıştır.

M.Akif zamanındaki olayları o kadar yaşayarak ifade etmiş ve yazmıştır ki,hasta yatağında “Üstad İstiklal Marşı’nın yeniden yazılmasını ister misiniz”sorusu karşılığında yerinden fırlayarak “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşının yazıldığı günleri göstermesin”diyerek çekilen sıkıntıyı anlatma ya çalışmıştır.

Dileğimiz odur ki;bugünün insanları da Vatanını ve milletini Mehmet Akif gibi karşılıksız sevsin ve hizmet etsin….

Çünkü o günlerden,yaşananlardan ve tarihimizden alacağımız çok dersler var…

Ihsan KüçükTürk Tarihi, Türk Milletinin tarih sahnesine çıktığı ilk günden beri insanlık tarihine yön vermiş birçok lider çıkarmıştır. Bu liderler ki dünyanın yoğrulmasında ve şekillenmesinde rol almış ve tarihin seyrini değiştirmiş, güç ve kudreti ellerinde tutmuş. Türk Milletinin şanını şöhretini daima ön planda tutarak, tarihe imza atmışlardır.

 

Tarihe imza atmak kolay bir iş değildir. Bunun için maldan, mülkten, unvandan ve sahip olduğun her şeyden gerektiği zaman vazgeçmeyi bilmek lazım. Düşünün ki, bir makam sahibisin onu bırakmak,malından mülkünden vazgeçmek zorunda kalıyorsun ve kuru bir ekmeğe talip oluyorsun. Etrafında korumaların kol gezdiği bir makamdasın her şeyden vazgeçip can derdine düşüyorsun. İşte dünya tarihinde az olan bu örneklerden bizde her
zaman hazır kuvvet var.

 

Bunların içinde bir yiğit var ki…

 

Sanki özel saklanmış ve 1919 tarihine kadar korunmuş ve Türk Milletinin kurtarıcısı olarak hazırlanmış…

 

Çünkü Çanakkale’de göğsündeki saat onu korumasaydı…

 

Çanakkale’de şehit olan 250 bin kişinin arasından sıyrılmasaydı…

 

Trablusgarp’ta, Balkanlarda ve Osmanlının zor anlarında başına bir olay gelmeden çıkmasaydı 1919 günü akşamına kadar…

 

Amasya’da, Sivas’ta, Erzurum’da başına bir iş gelseydi…

 

Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de başarısız olsaydı…

 

Tarih sadece Mustafa Kemal isminde sıradan bir kahramandan bahsedecekti…

 

Fakat Samsun’da açan bir güneş Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Projesinin onaya sunulduğu ve çizildiği bir olaya tanık oluyordu. Öyle bir güneş ki tüm Anadolu’yu kollarının arasına alarak, kollayarak, koruyarak o güneşin ışıklarının bu günlere yansımasına sebep oluyordu.

 

Anadolu onun etrafında kenetlenmişti…

 

Bu kenetlenme İtalyanları, Fransızları ve akabinde Yunanlıları geldiklerine geleceklerine bin pişman etmiş ve Dolmabahçe önünde dendiği gibi “Geldikleri gibi gitmişlerdi”.

 

Zaman çalışma zamanıydı. İmar zamanıydı. Koşma zamanıydı. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşma zamanıydı.

 

İşte Mustafa Kemal Atatürk bütün bunları canı, kanı, malı pahasına yaptıktan sonra durmak bilmedi. “Ben milletin hizmetindeyim.” diyerek ta 10 Kasım 1938 sabahına kadar büyük bir enerjiyle çalıştı çabaladı. Koştu, koşturdu. Hep en önde oldu. Rehber oldu. Yol gösterdi. Bugünlere işaret ederek Türkiye Cumhuriyetini geleceğimiz olan Türk Gençliğine emanet ederek gitti.

 

Ancak o da her canlı gibi doğacak, büyüyecek ve ölecekti. Önemli olan yaşadığı müddetçe yaptıklarıydı; eserleriydi. Bizlere düşen yaptıklarını korumak, kollamak, yapacağımız işlerde ise aynı hızla hedeflere ulaşmak için gayret etmemizdir.

 

Sağlık ve esenlikle…

Ihsan Küçük3.10.2005 tarihi itibarı ile göreve başladığım zaman dışarıdan gözlemlediğim Bahçelievler Kumport İlköğretim Okulunu içeriden daha iyi inceledim. Veli ve öğrenci profilini daha yakından inceleme fırsatını yakaladım. Güzel bir başarı grafiğinin yakalandığını ve öğretmen arkadaşların özveriyle çalıştıklarını, öğrencilere doğruyu, güzeli ve gerekli olan her şeyi yani hem eğitimi hem de öğretimi vermeye çalıştıklarını gördüm. Sınıfların kalabalık olmasının onların önüne bir engel olmadığını, asla mazeret uydurmadıklarını anladım. Yani herkes üzerine düşen vazifeyi en güzel şekilde yaptıklarını gördüm. Eğitimin bu isimsiz neferlerinin isimlerini bir Bahçelievlerli olarak biliyordum. Şimdi yan yanayım. Onlarla gurur duyuyorum. Onlarla övünüyorum.

Mesai arkadaşlarımla bundan sonra yapılan işlerde, bir tuğla da biz koyarsak ne mutlu…

Çocuklarımızın hemen bir Fen Laboratuarına, Spor Salonuna, Ana Sınıfına, Teknoloji Sınıfına ihtiyacı var. Hem de acil olarak. Yarın çok geç olmadan…

Çocuklarımızın bu okuldan mezun olacağı zaman geriye döndükleri zaman “İyi ki bu okulda okudum, öğretmenlerime ve idarecilerime minnettarım.” demeleri için hızımıza hız katmalıyız. Hiç bir eksikleri olmamalı, çünkü yarının büyük adamları karşımızda.

Sağlık ve esenlikle…